SEKTÖREL BİLGİLER
     Fuar Takvimi
     Faydalı Linkler
GENEL BİLGİLER
     Konsolosluklar
 
Haberlerde ara
 
 
SEKTÖREL AKTİVİTELER
Eylül 2010
Pzt 
Sal 
Çrş 
Prş 
Cum 
Cts 
Pzr 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
 
  Haberler
» Üretimde çeyrek asır; Sarex
26.7.2008

Elektrikli ev aletleri imalatçısı olan Sarex, 1984 yılında ‘Gurup’s’ ismiyle üretime başladı, daha sonra ‘Group’ olarak adını değiştirdi ve 1991 yılından itibaren de ‘Sarıkaya Export’un kısaltması olan Sarex markasını kullanıyor. Sarex, ödünsüz bir kalite anlayışı ve ekonomik fiyatlarıyla tüketicinin beklentilerini karşılayan estetik ve fonksiyonel özelliklerin birleşimiyle hanımların vazgeçilmezi olmuş ürünler veriyor.

Sarex; mutfak gereçleri, saç kurutma makinesi, tost, su ısıtıcı, elektrikli süpürge, ütü ve gril gibi geniş bir ürün yelpazesine sahip.
Sarex, modern fabrikasında ‘Kalite Tasarımla Başlar’ ilkesi ile AR-GE biriminde Bilgisayar Destekli Tasarımı ve en son teknolojileri kullanılarak ürünlerini dizayn ediyor. Sarex, CNC Tezgâhlarının bulunduğu kalıphanesi, 70 adet Enjeksiyon Makinesi, Saç Pres Parkı ve Montaj Hatları ile yıllık 1 milyon adetin üzerinde mamul üretmektedir. Türkiye genelinde çok sayıda yetkili servisi ve satış noktası bulunan Sarex, üretiminin yüzde 20’sini de yurt dışına; Yakın Doğu, Avrupa ve Kuzey Afrika ülkelerine ihraç ediyor.  Avrupa'nın onaylamış olduğu CE ve TUV GS standartlarını almış yegâne firmalardan biri olan Sarex, ISO 9000 çalışmalarını da sürdürmektedir.
Sarıkaya Elektrikli Ev Gereçleri San. ve Tic. Ltd. Şti. ortaklarından Mustafa Nail Sarıkaya ile Sarex’i konuştuk. 1970’lerden beri küçük elektrikli ev aletleri sektörünün içinde bulunan Sarıkaya, kuruluşundan günümüze Sarex’i anlattı.

Kuruluşunuz nasıl gerçekleşti, hangi amaçla kurulmuştu ve hala aynı amaçla mı devam ediyorsunuz?
İlk kuruluş amacımız bu değildi. Üniversite bittikten sonra o dönem cepte para yok, piyasa yok, bilgi yok. Babamın da Denizli’den ahbapları vardı. Bunlardan biri de Emsan’ın sahibi Doğan Demircioğlu, nur içinde yatsın... O, vesile oldu buralara gelmemize. Babam da bir gün sohbetinde ona, “Çocuklar üniversitede okuyorlar ne yapalım ne edelim” diye danışmış. O da, “Ben buradan mamul yollayım, çocuklar orada satsınlar, bana da yollasınlar” şeklinde çözüm üretmiş. Sene 1976, 1977’de üç katlı Siyavuş İş hanında, küçük bir yer açtık. İlk maceramız orada babamız ve büyük ağabeyimle başladı. Emsan’dan mamuller geldi, biz satmaya başladık. Aşağı yukarı 7 – 8 sene bu iş böyle gitti, bu sırada piyasada çevre edindik. Başka mamuller da alıp satalım dedik. Küçük elektrikli ev aletleri pazarına girerek, Zass, King, Lider, Cem mamulleri sattık; çünkü, bunlar bizim uzun senelerden beri dostlarımız, ahbaplarımızdı. Bu markalarla, iyi ticari ilişkilerimiz, iyi dostluklarımız oldu. Bu birliktelik 1984 yılına kadar devam etti.
1984 yılında öyle bir hal aldı ki piyasa; firma sayısı, imalatçı sayısı, Anadolu’daki toptancı sayısı çok arttı. Üretici çok, satıcı çok, toptancı çok, perakendeci çok, her şey çok. Piyasada şartlar bu şekilde zorlaşınca biz de kendimize bir yol çizmek zorunda kaldık üç kardeş olarak. Rahmetli babamız Şuayip Sarıkaya o sıra; “Mum gibi dibinize ışık veriyorsunuz. Biraz ufkunuzu genişletin, ampul gibi olun etrafınıza ışık saçın” dedi. “Baba ne yapalım” dedik. O, da “imalata geçin” dedi. O zamana kadar imalat, hiç düşünmediğimiz bir alandı. İyi bir iş ve maddi gücümüz de vardı, bu alanda iş yapabileceğimizi anladık. Bildiğimiz bir sektör vardı; bu da küçük elektrikli ev aletleri sektörüydü... Madem bu sektörün piyasasını, her şeyini biliyoruz, bu işe başlayalım dedik ve babamız başımızda, kolları sıvadık. Doğu Sanayi Sitesi’nde 500 metrekare bir yerle başladık, enjeksiyon makineleri aldık, kendi ürünlerimizi yapacağız... ‘Ne üretelim’ diye düşünürken, o dönemler Rowenta saç kurutma makinelerini çok satıyorduk ve o yüzden saç kurutma makinesi yapalım, dedik. Kalıp yaptırmaya karar verdik. O dönemler Bayrampaşa’da kalıp yapılıyordu. Çok astronomik fiyatlar söyledikleri için, biz de kalıbı kendimiz yapmaya karar verdik. Madem imalatını kendimiz yapıyoruz, kalıbını da yaparız, komple A’dan Z’ye bir üretim olsun dedik.
Saç kurutma makinesiyle bu işe başladık bu güne geldik. Çok hızlı geçti seneler aslında, birkaç kriz yaşandı bu arada, kayıplar oldu, batıklar oldu; ekonomik olarak Türkiye’ye zararları oldu. Geçmişe bakıyorum nerede hata yaptık nerede iyi yaptık diye. Aslında çok iyi bir şey yaptık, istihdam sağladık, çok iyi bir katma değer verdik, ihracat yaptık, memlekete döviz kazandırdık. Bunlar işin güzel tarafları. 20 küsur senede aşağı yukarı her seneye bir ürün sıkıştırdık. Belki hata yapmış olabiliriz, yani birkaç ürün üzerine yoğunlaşıp daha iyi bir yere gelinebilir miydi? Gelinemez miydi? Bunları artık bugün konuşuyoruz, sorgulamak zor. Ama sonuçta iyi şeyler yaptık, bu günlere geldik, bir kariyer yaptık, isim sahibi olduk.

Marka nasıl doğdu?
Markanın çıkışı çok ilginç oldu. Başlangıçta çoğu kişi Krups’a benzetiyordu. İmalat alanına ilk girdiğimiz zamanda, dostlarla marka üzerine konuşuyorduk. Nadir Bey’in bir arkadaşı vardı. O, “niye bu kadar uzun uzun düşünüyorsunuz ki? Siz üç kişi değil misiniz? Grup oluyorsunuz, soyadınız da Sarıkaya. Gurup yazarsınız, sonuna da ‘S’ harfinizi koyarsınız Gurup’s olur” dedi. Düşündük, bize şirin geldi, hadi Gurup’s olsun dedik. Sonra, marka bize çok marka ismi gibi görünmedi. Bunun ‘S’ kısmını kaldıralım, Gurup’u da İngilizcede kullanıldığı gibi ‘Group’ şeklinde kullanalım dedik. Uluslararası piyasaya ürün de satacağımız için bu isim olsun dedik. Türkiye’de bu işi yapıp da Group markasını bilmeyen yoktur. Sonra, bu işin içine ajanslar, reklamlar, dergiler, promosyonlar girince, “Bu isim de çok marka isim gibi durmuyor, bunu değiştirelim” dedik. Ne olsun diye tartışırken, Sarex ismi çıktı. Sarıkaya Eksport’un kısaltılmışı olarak Sarex adını uygun gördük.
Tasarımlarınızın kopya edildiği oluyor mu?
İlk başlarken etraftan, Avrupa’dan, uzak doğudan üç beş modeli alıp onun orası, bunun burası, şunun şurasını şöyle yapalım dedik. Bir tasarımcımız vardı, o bize yardımcı oluyordu. Şu an mevcut süpürge ve bir tane de çıkacak olan hem sulu sistem hem dik olan süpürge sistemlerimiz var. Tasarımcılarla çalışıyoruz model çizerken. Kendi ürünlerimizin kopyasını görmüyoruz piyasada. Bu işi yapanların zaten hepsiyle senelerdir arkadaşız, dostuz. Bir arkadaşımızın ürününü tutup da taklit etmek bize yakışmaz, onlar da öyle şeyler yapmazlar zaten. Herkesin bir tarzı, sitili, düşüncesi var; ona göre iş yapıyor.

İthalat sektörü siz yerli üreticileri nasıl etkiliyor?
Türkiye’deki üreticileri tabii ki olumsuz etkiliyor ithalat. Bizim esas çıkış noktamız küçük elektrikli ev aletleri; fakat, bugün büyük ürünlerle de Çinlilerle çok kolay rekabet ediyoruz. Saç kurutması, su ısıtıcısı, rondo, mikser, tost makinesi gibi ürünlerde ise rekabet şansı hiç yok; çünkü, bu ürünler Çin’de çok daha ucuza mal edilebiliyor, Türkiye’ye geliyor ve çok da ucuza satılıyor. Eskiden ithalat yapan firma iki, üç taneydi, bunlar da bu işin duayenleriydi; ama, sonra herkes ithalatçı olmaya başladı, cebine 10 bin doları koyan gidip Çin’e ithalat yapıyor; denetim yok. Firmalar getiriyor ürünleri, bu ürün nasıldır, servisi var mıdır yok mudur? Arızalı mı? Kaliteli mi? Bunları denetleyen bir kuruluş yok. İthalat çok kolaylaştı, internetle herkes her şeye çok daha yakın, ürün parmaklarının ucunda; ama, bu kadar yakın olmamalı diye düşünüyorum, bazı şeyler uzak olmalı diye düşünüyorum. Firmaların bir kıstası olmalı, herkesin bu işi yapması, kolayca bu ürünleri dışarıdan getirmesi yerli üreticileri zor durumda bırakıyor.

Teknolojinizi yeniliyor musunuz?
Teknoloji yenilemesini yapıyoruz, eski enjeksiyonları kapsamlı üretim yapmayan, ince işçiliği olmayan firmalara satıyoruz, yeniliyoruz makineleri. İSO belgesi çalışmalarımız da hala devam etmektedir.

Üretici olmanın zorlukları nelerdir?
Üreticinin sırtındaki katma değer yükü, işçi maliyetleri ve sigorta giderleri konularında çok sıkıntılarımız oluyor. Türkiye’de üreticilik zor. Örneğin; elektrik maliyetleri çok yüksek. Çin enerjiyi bizden 1/10 oranında daha ucuza alıyor. Çin’deki vergi yükü de çok düşük, bizimki gibi değil.


  Bu haberi arkadaşıma tavsiye et !        
İsminiz : E-mail :
   
 
 
Tasarim ve Uygulama: ArtGrafi
Copyright© LIFE MEDYA