Büyüme stratejileri kapsamında sürekli değişim politikasını izleyen Efba, sadece 1 yılda 41 ülkeye ihracat yapan bir şirket konumuna ulaştı.
Kurulumunun kriz dönemine de denk gelmesiyle bir takım zorlukları da aşmak zorunda kalan Efba, durumun öngörüsünü çok önceleri yaparak gerekli tüm tedbirleri de almış. Büyük riskleri yumuşak manevralarla atlattık diyen Efba Genel Müdürü Zeki Karalı, "Ticaret tabiatında kar-zarar olgularını taşır. Risklerin kontrolü de bu olgular arasındaki dengeyi sağlayacaktır. Kimi kriz döneminde üretim arttırmak ya da mevcut ritmi korumak bir çözüm iken benzer başka bir durumda tam tersi etkilerle size dönebilir. Bunların temelinde satış politikalarınızın, müşteri ilişkilerinizin önemi tahmin edilenden çok daha büyüktür" şeklinde yorum getiriyor bu zorlu döneme.
Zeki Bey tasarımlar konusunda estetiği ön plana çıkarırken fonksiyonelliği de geri planda bırakmamaya çalıştıklarını anlatıyor.
Elbette estetikten yoksun ama kendinden beklenen işlevi rahatlıkla yerine getiren ürünlerin de piyasada belli bir yeri ve değeri var, bunu inkar etmek yanlış bir yaklaşım olur. Bizim ürünler konusundaki yaklaşımımız, Fonksiyon ve estetiğin birbirinden ayrılamayacağı konusunda odaklanmaktadır. Tasarım aşamasında tüm öğeleri mümkün olduğunca birlikte ele alarak çalışmalar yapıyoruz.
Karalı, Ar-Ge çalışmaların önemini "Somut ürüne dönüşen bir sürecin hikayesidir" yorumuyla vurguluyor
Gelişim süreci ile uyumlu bir değişim, istenen ve planlanan sonuçlara ulaşma konusunda belirleyici unsurlardır. Bu kapsamda, değişen ihtiyaçlara cevap verebilmek, mevcut ürünler ve sistemler üzerinde iyileştirme çalışmaları ile birlikte tamamen farklı, fonksiyonel ve estetik ürünleri çıkartabilmeyi de içine alan, iki boyutta akan ve sonuca ulaşıldığında üçüncü boyutunu kazanan, başka bir deyişle somut bir ürüne dönüşen bir sürecin hikayesidir AR-GE. Bu bakış açısı ile, mevcutları her anlamda en üst seviyeye taşımak, planlananı da yine belirttiğimiz ifadeler ışığında gerçekleştirmek, sağlıklı ve kendiliğinden yürüyen bir sistem oluşturmak çabasındayız. Acaba, baştan beri söylediklerimizi düşünen başkaları yok mu? Bizce ilk fark bu noktada başlıyor. Düşündüklerinizi, doğrularınızı yaşama aktarmaya başladığınız ve azmederek ça-ıştığınız sürece sonuca varmamanız için bir sebep yoktur.
Ticari kuruluşların temel amacı kar etmek üzerinedir. Peki, bunca ürün ve rekabet alternatifi bolluğunda kar marjlarınız ne seviyededir? Kar oranlarını kendiniz belirleyebilmeniz için kesinlikle eşi benzeri olmayan bir ürün, bir hizmet, teknoloji vs sunmak zorundasınız. Ama bizim koştuğumuz kulvarda kendinize çok yüksek kar oranları belirleme şansınız, çok özel ve bakir bir Pazar yakalamadığınız sürece imkan dışıdır.
Sonuç olarak gerçek bir kaliteye sahip iseniz, ortalama ya da cüzi kar oranları ile sürekliliği sağlayabilmenin yegane yolu "müşteri" diye adlandırdığımız ama aslında fabrikanın ası sahibi diyebileceğimiz dostlarımızdır. Bir de bunların arka planında yatan, bizi ekonomik kriz vs demeden yalnız bırakmayan emekçilerimizi unutmayalım... Gerçek bir kaliteye sahip iseniz, ortalama bir sürekliliği sağlayabilmenin yegane yolu "müşteri" diye adlandırdığımız ama aslında fabrikanın asıl sahibi diyebileceğimiz dostlarımızdır.